BULAŞIK SUYU

 

Hepinizin bildiği gibi Ergenekon davasıyla birlikte Türkiye’de beli çevreler tarafından iki kutuplu bir kategori yaratıldı. Bu katagoriye göre eğer AKP’ye karşı isen Ergenekoncu, Ergenekon Yargılanmasını destekliyorsan AKP’lisin gibi çok saçma bir tablo… Tersinden okursak, eğer bu haliyle bu şekliyle yine Türkiye’deki dinsel ağırlıklı siyasi iktidarı eleştirirsen, yine Türkiye’deki şeriat tehlikesini dile getirirseniz kesinlikle ulusalcısın, kesinlikle Ergenekoncusunuz. Bunun yanı sıra Ergenekoncular yargılansın ama laiklikten ve karşı devrimden bahsedilmesin… Neden edilmesin bunu söylediğinde ’de “darbeci çetelere” dolaylı olarak destek vermiş olursun gibi çok yanlış bir ikilem yaratıldı.

 

Bu iki kutuplu eksen etrafında Türkiye’nin gerçek dinamiği olan Devrimciler, solcular, ezilenler bu iki kutuba dahil olsun, müdahil olsun diye baskılar oluşturulmakta eleştiriler yapılmakta…

 

Biz Türkiye’de halkların kardeşliğini, özgürlüğü ve demokrasiyi içten savunan demokrat kişiler olarak altını çizmek istiyorum… Türkiye’de faşist çetelerin oluşumlarının, darbecilerin ve bilmem necilerin yargılanmasını, temizlenmesini kesinlikle isteyenleriz. Bunun da mücadelesini yıllardan beri yapanlar demokratlar ve devrimcilerdir. Çünkü tarihsel süreç içerisinde bu tür faşist çetelerin, cuntaların darbecilerin en büyük zararını en büyük saldırısını bunlara yapmıştır ve de bedelini ödemiştir.

 

Bu gerçek ortada iken son süreçte kendisine demokrat diye ilan eden bazı gerici guruplar, devrimcilere gelip bizimle birlikte Ergenekonculara karşı niye mücadele etmiyorsunuz diyorlar. Bu konuda da onlara en büyük destek liberal ve ikinci cumhuriyetçiyim diye lanse eden yazar–çizerler tarafından gelmekte. Daha doğrusu eleştiriler (devrimcilere karşı) bu kesimler tarafından yapılmakta.

 

Türkiye de gerçek devrimci demokrat bir kişi hiçbir zaman faşist unsurlardan yana olamaz olmamıştır da… Eğer ortada gerçek bir sorgulama olayı gerçek bir tarihsel hesaplaşma yüzleşme olayı olsa bunun öncülüğünü her zaman olduğu gibi yine devrimciler yapar… Şu an geldiğimiz nokta da bakıyoruz sözde faşist yapılanmaya karşı kendini demokrat gösteren Vakit, Yeni şafak, Zaman vs. gazeteler bunun öncülüğünü yapmakta. Bu gurupların zihniyetini herkes iyi bilir. Kendini sözde demokrat gösteren bu gruptakiler hiçbir zaman Türkiye de Kürt sorunundan, Alevilerin sorunlarından, emekçilerin sorunlarından ezilenlerin yok sayılanları sorunlarından bir kelime dahi söz etmezler. Deniz Gezmişlerden Musa Anter’ler, Çorumdan, Maraş’tan, Madımak’tan söz etmeyen bunlar mı Türkiye’deki faşist yapılanmadan ‘’hesap soracak? Bunlar mı demokrasinin önünü açacak? Ben şahsım olarak buna inanmıyorum.

  

28 Temmuz 008 tarihli Taraf gazetesinde Neşe Düzel Baskın Oran hocamızla Ergenekon konusunda yaptığı söyleşide “Ben solcu olarak darbecileri tasfiye etmek için AKP ile koalisyon yaparım. AKP’nin cemaatçi yapıyı yerleştirmeye çalışmasıyla sonra mücadele edilir. Şu an AKP devlet içindeki katil çeteleri temizlemeye destek veriyor…’’ diyor. Hocamızın bu dediğine ben şahsen katılmıyorum. Daha doğrusu sonra mücadele ederiz tezini doğru bulmuyorum. Bu iyimser görüşün doğru olmayacağını canlı bir tanığın söylediklerinden öğrenelim. “Merhaba benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir gazeteciyim. Şahın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım. Ve aynı zamanda mollaların demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim. Her şey 14 Ocak 1979 tarihinde değişti Şah İran ‘ı terk etti. 3 ay önce Humeyni Paris’te komünistler de dahil olmak üzere her görüşün rahatlıkla örgütlenebileceği bir demokrasiden özgürlükten bahsederken şimdi tüm solcu milliyetçi ve liberalleri İslam düşmanı ilan etmişti.

 

Mollaların en iyi siyaset stratejileriydi; işlerine gelmediği zaman hemen gündemi değiştirmek. Referandum meselesini gündeme getirdiler, halka soracaklardı. ’’İslam Cumhuriyetini istiyor musunuz istemiyor musunuz? Kuşkusuz bu bir oyundu. Oyun belliydi. İslam’a evet mi hayır mı? Evet diyen 20 milyon hayır diyen  ise 140 bindi. Biz oyunu biliyorduk ama önemli olan cumhuriyetti, serbest seçimlerdi demokratik hak ve özgürlüklerdi diye düşünüyorduk. İslam Cumhuriyetti bunu sağlayacaksa neden karşı çıkalım. Mollalar bu referandum sonucunu çok iyi kullandılar. Güya tüm ülke yaptıklarını onaylıyordu. Mollalar güçlendikçe saldırganlaştılar. Örneğin trajı 1 milyon olan “Ayendoğan’’ gazetesini kapattılar. Sıra sonra “Keyhan” gazetesine geldi. Tüm bunları protesto etmek için mitingler düzenlemeye başladık. Ama iş işten geçmişti artık. İnsanlar yılmıştı,  korkuyordu. Tüm bunlara gelip geçici bir fırtına diye bakmak ne büyük bir yanılgıydı. Komünistlerden, Solculardan, Demokratlardan ve milliyetçilerden sonra da Liberal İslamcılar zamanla Mollaların hedefi haline geldi. Şah döneminden daha çok insan ceza evine kondu, idam edildi, Milyonlarca insan canını kurtarmak için yurt dışına kaçtı. Kaçanlardan biri de benim…’’

 

Evet, Behman Nirumand’ın bu yaşadığı ve aktardığı acı gerçekler Baskın Hocamızın dediği gibi katil çetelerden darbecilerden hesap sorulacağına inanıyor olma yanılgısını gösteriyorlar.

 

Ayrıştığımız nokta burada başlıyor. Onlar diyor ki; bu çetelerden hesap sorulmasına neden destek vermiyorsunuz. Bizde diyoruz ki kimse faşist çetelerden hesap filan sormuyor. Adisyon fişinin alt sayfası için kopya kağıdı konmamış. Orayı boş bırakmışlar. Düzenlenen hesap fişi göstermelik... Bu nedenle bizler, yani demokratlar, devrimciler, solcular sahte demokratların başlattıkları ve yürüttükleri bir yapılanmanın içerisinde figüran olarak yer almayız. Katil faşist çetelerden, oluşumlardan ancak bu işin bedelini ödemiş devrimciler solcular Kürtler, Aleviler ezilenler ve bunların yanında yer alan aydın insanlar sorabilir. Daha doğrusu gerçekleştirebilir.

 

Kısacası; bulaşık suyu ile temizlik olmaz. Bu pisliği, bu kan lekelerini bu kiri ancak MUNZUR suyu gibi temiz MERCAN Suyu gibi berrak sular temizleyebilir

 

***

Ergüder ÖNER, “Dersim’de İklim Gazetesi”

 

***

 

Gön: Ali Rıza ARSLAN