Derviş Cemal Ocağı Hüseyin Yalçın dede ile söyleşi

 

 

Ayhan Aydın'ın ocağımızın araştırmacılarından, geniş bir bilgiye sahip

olan Hüseyin Yalçın’la yaptığı röportajdır.Röportaj soru cevap

şeklindedir. Röportajda önemli sorular ve bir o kadar da önemli

cevaplar vardır.

 

İşte o röportaj :

 

 

Alevilik ile dedelerle ilgili bilgilerinizi kimden / kimlerden

Öğrendiniz?

 

Eğer bir dedenin soyu Evladı Resul'a dayanıyorsa kendi ailesi ve

özellikle de pirlerinden hizmet karşılığında, himmetle mümkündür. O

kemaletin tüm niteliklerini kendisinde toplaması şarttır. Pirimiz

Seyyid Munzur Emre'nin çocukları olmazdı. Küçük yaşımdan itibaren onun

dizinin dibinde yetiştim. 1960'ların sonunda rahmetlik oldu. Mekanı

cennetlik olsun. Minnet borçluyum.

 

Çocukluğunuz nasıl bir ortamda geçti. Ayrıntılarıyla anlatır mısınız?

 

Bir evladı Resulün çocukluğu Alevi toplumu içinde, edep erkan

kuralları dahilinde özüne yakışır bir biçimde geçmesi zorunludur.

Anlatımı sayfalar alır. Bunu yaşayan ve gören bilir. Kendi köyümüzde

1950-60 yılları arasında cemlerimiz sürekli yapılırdı. O cemlere

çocuklar alınmazdı. Ama her cemde bu fakir pirinin dizinin dibinde

oturtulurdu.

 

Sizce dedeler kimlerdir? Kendinizi bir dede olarak nasıl

tanımlıyorsunuz?

 

Alevi evrenselliğinde İmamı Hasan ve İmam Hüseyin soyundan gelenlere

dede denir. Ancak hizmeti karşılığı himmet alan erenler de ocaklarda

mecbur olduğu bu yolun edep erkan hizmetlerini yerine getirendir. Bir

dede toplumunu bulunduğu çağa adapte edebilmelidir. Özellikle de çağın

bilim ve teknolojisine ayak uydurabilen; yol evlatlarında bu

istikamette eğitip bilgilendirendir. Bir dede her şeyden önce

kendisini yetiştiren, çağdaş demokrat, laik düşünceye sahip barıştan

yana özgür düşünene ulusal birlikten yan olan, sosyal hukuk devlet

yapısını savunan 72 millete aynı nazarla bakan ve kendisini

yetiştirmiş sevgi ve hoşgörülü olan kimsedir. Çünkü ecdadımız İmam Ali

şöyle buyurmuştur; "Çocuklarınızı kendinize göre değil, bulunduğu çağa

göre yetiştiriniz" der.

 

Dedelik nasıl ve ne zaman doğmuştur?

 

Mürşit, pir, rehber kavramları Muhammed Ali Cebrail üçlemesine

dayanır. Aynı zamanda Anadolu Aleviliğinde de Mürşit Ali, Pir İmam

Hüseyin'dir. Rehber de Cebrail A.S.'dır. Çünkü Alevilikte himmet almak

hizmetle mümkündür. Bu yolda hizmet uğruna Hz. Hüseyin Kerbela'da ser

vermiştir. Örneğin; İmam Hüseyin bir gün postta otururken atası

Muhammed Mustafa kapıdan içeri girince İmam, dedesine soruyor; Ya dede

sen mi ulusun yoksa yol mu uludur? Hz. Peygamber; Ya Hüseyin ben ahiri

zaman peygamberiyim, buyurunca İmam Hüseyin darda dur ya Ata

buyuruyor. Tam o sırada babası Aliyel Murtaza girince aynı soruyu

babasına yöneltiyor. Hz. Ali peygamberin cevabını öğrenince; "Ya

Hüseyin atan Muhammed Mustafa doğru demiştir" buyurunca Hz. Hüseyin

babasını da dara dikmiştir. İşte o anda Cenabı Hakk Cebrail'e

emrederek; "Git peygambere ve İmamı Ali'ye rehber ol dardan indir de

ki yol uludur."

 

Bir talip yola girmeden hizmet vermeden himmet alamaz. Bu nedenle

mürşitli ve pirlik evladı resulundur. Seyitlik de İmam-ı Ali ile

Fatıma tül Zehra'dan doğan ve Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan

gelen ve 12 İmamlara dayanan Ehlibeyt evlatlarına denir.

 

Dedelik görevini ne zaman, nerede ve nasıl yerine getirmeye

bağladınız? Bunu bize anlatabilir misiniz?

 

Dedelik görevimi son 20 yıldır Anadolu Alevi-Bektaşiliğini inceleyerek

araştırmaya başlayarak, bu sorumluluğumu yerine getirmeye çalışıyorum.

Özellikle tasavvufi Aleviliği çok iyi araştırmamız şarttır. Batın

ilmiyle, bilimi birlikte inceleyip yürütmemiz şart olmuştur. Bu ummanı

deryaya dalıp zerre-i miskat ile dönene ne mutlu.

 

Dede olabilmenin ya da iyi bir dede olabilmenin sizce koşulları

nelerdir? Dede olmak için günümüzde geçmişten farklı olarak farklı

yetenekler de gerekiyor mu?

 

Dede olabilmenin birinci koşulu Edepli olmaktır. Ehlibeytin bütün

bilgisi, güzelliğini, türaplığını, sevgisini ve hoşgörüsünü taşımasını

bilmelidir. Günümüz koşullarında bir dede İmamı Ali'nin şu özdeyişini

unutmamak koşuluyla "Çocuklarınızı kendinize göre değil, bulunduğu

çağa göre yetiştiriniz" ilkesinden hareketle çağdaş demokrat, laik

olmalı, ulusal birliğe önem vermeli. Sosyal hukuk devlet yapısından

yana mücadele vermeli. Evrensel Alevi kültürü yönünden yana kendini

yetiştirerek dünya insanlığına hitap edebilmeli. Kısacası, hırsı

aklını yönetmemeli, aklı hırsını yönetmelidir.

 

 

Atama veya seçim yoluyla Dede seçilenler olur muydu? Dikme dedeler var

mesela. Bunlar hakkında neler söyleyeceksiniz?

 

Alevilikte atama ve seçim yoluyla dedelik yapanı görmedim. Her evladı

Resulden gelen dede oğlu olabilir ama dedelik vasfı çok farklıdır.

Örneğin İmam Musa-i Kazım Hz. Kasımı kendi yerine hazırlarken o hikmet

İmam Rıza'da tecelli ediyor. Talipleri imama soruyorlar; ya imam biz

bildik ki yerine Hz. Kasım'ı bize bırakacaksın. Bu ne hikmettir ki

imamlığı imam Ali Rıza'ya bıraktın? deyince İmamı Musa-ı Kazım şu

cevabı veriyor;

Eğer bu irade benim elimde olsa idi Hz. Kasım'dan başka kimseye

vermezdim. Ne var ki Hakk'ın tecellisi İmam-ı Rızada görüldü"

buyurulmuştur. Bu nedenle bu görev hizmetle kaimdir. Hizmetsiz himmet

olmaz.

Dikme dedelere gelince; İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, "Pir

ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul'den

ola. Evladı Resul'den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resulün bütün

güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisin ve hoş görüsünün

üstünde taşıya o kişi piri kamildir.

Piri cahilde o kişidir ki; Piri kendine hizmet vere. Piri geldiğinde

gelip piri huzurunda teslimi rıza olup verilen görevi geri iade

etmeye. Böbürlenerek; "Bu görevi bende yerine getiriyorum diye,

böbürlenen o kişi piri cahildir ki cahilin piri de şeytandır"

buyurmuştur.

 

Dedelerin toplumsal olarak üstlendikleri görevler sizce nelerdir?

 

Tek kelimeyle Eğitimci olmaktır. İsterseniz gelin bu soruya Kuran-ı

Kerim RAD suresi 13 suresi 7. ayetle cevap verelim. Ayetin meali: "Ya

Muhammed sen ancak bir uyarıcısın ve her kavimin bir hadisi vardır."

İLGİLİ HADİS: Abdullah b.abbas bu ayet için dedi ki, Sorduk; "H.z.

Resullah (S.A) elini göğsüne koyup şöyle buyurdu; uyarıcı benim sonra

elini Hz. Ali'nin omzuna dokunup şöyle devam etti. Ey Ali sende yol

göstericisin. Ey Ali benden sonra hidayeti bulacak olanlar ancak

seninle bulacaklardır." (Kay. Razi'nin "Tevsir-i Kebir" cüz 9, s. 15

(Fazileti Ehlibeyti Resullah 3.53, Enis Emir)

Bizim görevimiz yol göstericiliktir. Yaradanla yaradılanın arasına

girmek değildir.

 

Dedelerin cemlerdeki işlevini anlatır mısınız? Dedesiz cem olur mu?

Dede bir cemi nasıl başlatır? Nasıl sürdürür? Neler yapar cem içinde?

 

Bir dede hizmetliler tarafından hazırlanan cem salonuna giren bir dede

pir postuna niyaz ederek 12 hizmet sahibini çağırarak hizmet

gülbangını vererek hizmetlerine yollar.

Alevi-Bektaşi cemlerinde 5 meydan vardır. 1- Sohbet meydanı, 2- Rıza-ı

lokma meydanı, 3- CEM meydanı, 4- ikrar cem meydanı ki (bu meydan eğer

taliplerden 4 can musahip olurlarsa açılır), 5- erkanı cem meydanı ki

Alevi Bektaşilikte bu meydana "Halk mahkemesinde" deriz. Yılda bir her

talib bu meydana girmek zorundadır. 6- Hiç bir Alevinin tasvip

etmediği bir meydandır ki, biz bu meydanı düşkünlük meydanı, diyoruz.

Talip cezasını bitirip tekrar yola girmek isterse cemaat izni ve pirin

himmeti ile mürvet meydanı açılır. Muhakemesi yapılan talibin haklıya,

hakkını vererek cemaat ve pire sığınıp af dilediğinden af edilir.

 

 

Dedelerin cem yürütmelerinde yaşlarının bir önemi var mı? Her yaştan

dede cem yürütebilir mi?

 

Elbette bir dede kemalete ermesi önemlidir. Ancak bir dedenin cem

yürütebilmesi için pirliğini bütün vasıflarını üstünde taşıması

gerekir. Cem edep erkanının bütün kemaletine sahip olması şarttır. Bu

Cenabı Hakk'ın Ehlibeyt evlatlarına sunduğu bir nimet olup belirgin

özellikleri üzerinde nişanelerle taşır.

 

Rızalık kavramı var "Kul Hakkı" meselesi Aleviliğin temel ahlak

sembollerinden birisini ifade ediyor. Rızalık alınmadan hiçbir işe

başlanılmaz, Alevilik'te.

Dedeler rızalığa nasıl bakıyorlar?

Rızalığın önemi nedir?

 

Rızalık her Alevi yol evladı ve evladı resul için çok önemlidir.

Hiçbir pir üzerinde kul hakkı bulunan yol evladını sorgulamadan yola

olamaz. Mutlaka hak sahibinin rızasını pir ve cemaat huzurunda almalı.

Ve teslimi rıza olmalı ki cemaate alınsın veya erkanı cemlere

girebilsin. Alevi Bektaşilikte meydanlarımıza hiçbir zaman rızasız

lokma girmediği gibi cemaatın rızalığını almadan komşularının da

rızalığını almadan da hiçbir yol evladı giremez. Hakkında davacı olan

yol evlatları da Muhammed Ali meydanında yargılanarak rızalık alınır.

Nadir müstesnalar hariç. O müstesnalarda düşkün sayılır.

 

Alevi ahlakının kökleşip yayılmasında Alevi dedelerinin görevi ne

olmuştur? Kimseyi incitmeme felsefesinin dedeler tarafından

uygulanması nasıl etkilemiştir Aleviliği?

 

 

Alevi ahlakının kökleşmesinde dedelerin rolü çok büyüktür. Çünkü Alevi

kültüründe insanın önemi büyüktür. İnsan Cenabı Hakk'ın yer yüzündeki

halifesidir. Hakk'ın cemalini taşır. Enel Hak'lık vasıflarına sahip

olan kutsal canlıdır. Onun için Hz. Hünkar "Kabem de Kıblem de

insandır". Buyurmuştur. O nedenle de insan oğlunu incitmek

istememiştir.

 

Hz. Ali kimdir? Alevilik için önemi nedir? Siz bir dede olarak Hz.

Ali'den nasıl etkilendiniz? Ali'yi HZ. Ali yapan özellikleri sizce

nelerdir? Niçin o kutsal bir kişiliğin de ötesinde bir rehberdir?

 

İmam Ali Ebu Talib'in oğludur. Ebu Talip Mekke'nin büyüklerinden Beni

Haşim'in reisidir. İnsan; Tanrı'nın yer yüzündeki en görkemli işareti

olduğunu kabul eden bir kültür için önemi elbette ki büyüktür. Çünkü

Tanrı'nın özü olan insan en özgür bilinçli ve aktiftir. Ali adem

yaratılmadan önce Muhammed'le bir nurdandı. Muhammed Ali var oluş

ötesi birer melektirler.

Bir evladı Resul ve Ehlibeyt'ten gelen bir dede İmamların başı olan ve

Ehlibeyt'in atası olan Hz. Ali'den etkilenmesi ve Muhammed Ali'nin

bütün güzelliklerini üzerinde taşıması lazım ki pirlik vasfını

kazanabilsin.

Ali'yi Hz. Ali yapan özellikler haklılığı, adaletli oluşu, cömertliği,

Şiri Yezdanlığı, merhametli oluşu, İlmi ledün sırrının sahibi oluşu ve

turaplığı, gibi daha nice saymakla bitiremediğimiz özellikleridir.

Çağının ötesi çağının ve sonraki gelecek çağların insanı kemali

oluşudur. Onun içinde Tanrı, evren ve insan üçleminin yer yüzündeki

rehberidir. İnsanı tanımayan, yaşadığı evrenin özelliklerini

tanımayan, o Cenab-ı Hakk'ı tanıyamaz ve Ona vasıl olamaz.

 

Dedeler görevlerinin görevlerini nasıl yerine getirirlerdi?

 

Dedeler görevini kış geceleri taliplerine giderek görgüsünü görürdü.

Zaten kırsal kesimlerde özel, resmi cem evleri de yoktu. Günümüzde

kentleşen Alevlikte bu işlevler "Kültür kompleksleri"nde yapma

zarureti doğmuştur. Bir şeyin altını önemle çizmemiz gerekiyor.

Aleviler kent kültürü ile yüz yüze geldiği günümüzde.... sohbet

meydanına ağırlık vererek, Alevi kültürünün evrenselliğine önem

vermemiz gerekiyor.

 

Dedelerde hangi kitaplar bulunurdu?

 

Dedelerde genelde şu kaynaklar bulunurdu:

Sadete Ermişlerin Bahçesi

Gülzarı Haseneyin

Nehcül Belaga

Kumru

Hüsniye

Buyruk

Velayetname

Makalat gibi kitaplar.

Dedelerin tümü eski yazı bilmezdi. Özel kütüphanemde şu anda 2500

aşkın kitap bulunmaktadır. Alevilikle ilgili 800'ü aşkın kitap

mevcuttur. Ben köy enstitüsü kökenli mezun emekli bir eğitimciyim.

Eski yazı bilmiyorum. Madem ki çağımız bilim çağıdır, mutlaka okuyup

araştırmamız şart olmuştur. O nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızı

okutmalıyız.

 

Dedelerin tümü saz çalabilirler miydi? Siz saz çalabiliyor muzunuz?

Bağlamanın dışında başka çalgı aletleri var mıdır?

 

Saz çalanlarımız çoğunlukta olmasına rağmen hep o görevi zakirler

yerine getirirdi. 12 hizmet görevlerinden biri de zakirliktir. Şahsım

saz çalamıyorum. Anadolu Aleviliğinde sazın dışında cemlerde başkaca

enstrümana rastlamadım.

 

 

Dedeler hangi durumlarda taliplere düşkünlük cezası verirler, örnekler

verebilir misiniz?

 

Alevi erkanı cemlerinde günah sayılan halleri ikiye ayırıyoruz ki;

Günahı Kebir

Günahi Sagir

 

GÜNAHI KEBİR: Düşkünlük gerektiren günahlardır.

Hafiflik sırasına göre,

 

Yalan söyleme

Dedi kodu

İkrarından dönme

Nikahlı kadın boşama

Nikahlı kadın kaçırma

Sınır bozma

Kul hakkı yeme

Yetim hakkı yeme

Irza geçme (tecavüz)

Adam öldürme gibi. Son iki maddenin affı yoktur.

 

 

Dedelik kurumunun geleceğine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

 

Dedelik kurumu "Evrensel Alevi Kültürü"nün vazgeçilmez bir unsurudur.

Ancak günümüz dedeler bulunduğumuz çağa uyum sağlamalılar. Çağın

bilgileri ile donanmalıları. Artık hiç bir dedenin mezar taşlarıyla

övünmelerine hakkı yoktur. Bir Alevi dedesi günümüzde bilge olmalı,

öğretmenlik görevini laikliğiyle yerine getirmelidir.

 

Köyünüzde yörenizde hala cem yapılıyor mu?

 

Dersim köyleri boşaldığı için cem-cemaat yapılmamaktadır. Ancak "Adana

Hacı Bektaş Veli Kültür ve Derneği merkez şubesi" olarak bizler senede

bir iki kez geniş katılımlı belediye kültür merkezinde Hızır Cemi ve

Abdal Musa ayini cemi yapmaktayız. Özellikle de şubemizin salonu

müsait olduğu için 1999'dan beri kış aylarında ayini cemlerimizi

yapıyoruz.

 

Şu anda cem yapıyor musunuz? Yapıyorsanız nerede? Yapamıyorsanız

nedenleri nelerdir? Cem yapmanızı engelleyen unsunlar sizce nelerdir?

 

Alevi toplumu kentlere göç ettiği için cem yapacak mekanlar tamamen

yok olmuştur. Kültür yozlaşması başta gelen sorunumuz olmuştur. Bu

nedenlerle de cem evlerine ihtiyaç vardır. Ülkemizde cemevleri olan

illerimizde çağrıldığımız yerlerde cemlerimizi yapıyoruz.

 

Cem içinde gördüğünüz "Rehber"likten biraz söz edebilir misiniz?

Dedelerin mutlaka bir rehberi olur mu? Rehberlerin cem ve dedeler için

önemini anlatır mısınız?

 

Cemlerde rehberin önemi büyüktür. Çünkü rehber yol evladını

hazırlayarak pir'e getirir. Rehber hizmet yönüyle bir eğiticidir.

Rehber 12 hizmette pir'den sonra ikinci adam olup cem içinde

hizmetlilerinde eğitimden sorumlu olup dedenin yardımcısıdır.

 

Cem içinde Kur'an'ın yeri nedir Kur'an sizin için ne anlam ifade

ediyor. Cemlerinizde Kur'an'ın yeri nedir?

 

İnsan Alevi kültüründe canlı kurandır (Kur'anı Natık). Alevi

deyişleri, duvazları ve duvazı imamları Kuran'ın ilmi ledün

ifadesidir. Özünü ifade eder. Bu nedenle Alevi kültürünün önderleri

Arap şovenizmini hiçbir zaman kabul etmemiştir. Gülbanklarını

dualarını, tercemanlarını, tekbir ve salatlarını toplumun konuştuğu ve

anladığı lisanlarla okuyup, söylemişlerdir. Özellikle de Kur'anı

Muhammed- Ali ve Ehli Beyt yorumu ile yorumlamışlardır.

 

Cemlerde gördüğünüz su dağıtma olayı var. Niçin Alevi cemlerinde su

dağıtıyor?

 

Cemlerde su dağıtma görevi 12 hizmetliden sakkanın sorumluluğundadır.

Hz. Peygamberin miraçtan dönüşünde kırklar meydanının kapısını açan

son cümlesinin ifadesinde bütünleşir.

Şöyle ki: Kırkların kim o sorusuna verdiği cevap ben fakir ül fukara

sebil Muhammed'in hizmet gören ve su dağıtanım dediğidir. Daha da

önemlisi bu yolun pir'i olan, şehidi kerbela imam Hüseyin'in Ve 72

şehidin Kerbela'da Yezid tarafından susuz bırakılmasının sembolüdür.

 

Zakir ve dede birlikte mi cem yürütürlerdi? Zakirin cemlerdeki önemi

nedir?

 

 

Dede, rehber ve zakir Alevi görgü cemlerinin üçlü kilididir. Diğer

hizmeti; hizmet görmüş her yol evladı yerine getirebilir. Ama ayini

cem de ikrar cem de veya görgü ceminde olsun... Pir'siz , rehbersiz veya

zakirsiz cemi yürütmek mümkün değildir. Son zamanlarda bazı dedeler

hem dedelik, hem rehberlik ve hem de zakirlik görevini üslenince

toplum bu hale geldi. Hele hele düşkünlük halinde, mürüvet meydanını

rehbersiz açamazsınız.

 

Sizin ocağın cemlerini özetle anlatır mısınız? Kaç tür cem vardır?

 

 

Son 30 yıldır maalesef cemlerimizi bile unuttuk. Ama hangi dedeye

sorarsanız ben şöyle yapıyorum diyerek işi savuştururuz.

Alevilikte 5 meydan vardır. Sırası ile a-Sohbet meydanı b-Rıra-i lokma

meydanı c- Ayin-i cem meydanı d- ikrar (musahiplik) meydanı e- erkanı

cem (görgü) meydanı... Altıncı meydanda düşkünlük meydanıdır ki, Cenabı

Hak kimseyi bu meydana düşürmesin. Bu meydana koldan kopma veya

mürüvet meydanı da denir.

Alevilikte özel cemlerde vardır. Bunlar yası matem cemi, Hızır cemi,

nevruz cemi ve Abdal Musa birlik lokması cemi gibi cemlerde vardır.

 

Müsahipliği anlatır mısınız? Koşulları nelerdir? Herkes müsahip

olabilir mi? Müsahipsiz cemlere girilemediğini birçok dededen duyduk?

Sizin yörede durum nasıldı/nasıl? siz müsahipsiz çiftleri ceme alıyor

musunuz ya da almıyor musunuz? Bunun nedenleri nelerdir?

 

 

Kısaca musahiplik Alevi kültürünün hayat sigortasıdır. İki can

arasındaki yardımlaşması açıkça kominleşmesidir. Koşulları: Gönül

birliği, düşünce birliği, eğitim eşitliği, ikrar birliği ve sevgi

birliği şartı olmalıdır.

İkrarlı yol evlatları birbirleriyle musahip olabilir. Günümüzde bu

ilkelere sahip miyiz? Bu soru tartışılır.

Alevi kültüründen yoksun olduğumuz günümüzde... Alevicilik oyunundan

kurtulmamız birincil koşulumuz olmalıdır. Bu şartlar altında ne kadar

veya kaç çift musahipli yol evladı bulabileceğimiz gerçeğini çok

dikkatli düşünmeliyiz.

Nedenlerini biz dedeler öncelikle kendimize sorarak cevabını

bulmalıyız ki ondan sonra bu ince hassas değerleri gündeme

getirmeliyiz.

 

Cemlerinizde hangi semahlar yapılıyor? Sizin cemlerinizde özellikle

dönülen semah hangisidir?

 

Cemlerimizde genellikle yörelerin farklılığını gösteren semah

figürleri vardır. Genelde ağırlama, turnalar ve kırklar semahı gibi

ortak semahlar dönülür.

 

 

OCAKLAR
 

 

"Ocak" ne demektir? Ocaklar nasıl ve ne zaman ortaya çıkmıştır?

Ocakların manevi anlamını nasıl yorumluyorsunuz? Ocakların mutlaka bir

kurucusu var mıdır?

 

 

Aleviliğin temel inançsal kurumları olan ocakları iki bölümde

inceleyebiliriz.

Ehlibeyte dayanan Oniki İmamların soyundan gelen ki bu gruba

ocakzadeler diyoruz. Anadolu Aleviliğinde 12 ocakzade vardır.

Hacı Bektaş Veli hazretlerinin Anadolu birliğini oluşturduktan sonra

ortaya çıkan ocaklar. Hünkar'a gelip hizmet verip himmet alan yol

evlatlarının oluşturduğu ocaklar gibi.

Genelde Anadolu'nun Hacı Bektaş Veli yolundan gelenler oluşturduğu

ocaklar 36 bin çerağ uyanmıştır. Bunlara dedebaba babagan kolu ve ya

ocağı diyoruz. Bu ocaklar Bektaşiliği yaymakla görevlendirilmişlerdir.

Örneğin Bedrettiniler, Sinemenli, Yalıncak Abdal, Karadonlu Can baba

gibi. Özellikle de Oniki İmam soyundan gelen ocakzadeler Anadolu

Aleviliğinin ve Alevi tasavvufunun temel doktirinini oluştururlar.

Elbette ki evladı Resulden ocakzadelerin her biri imamların soyuna

dayanmaktadır. Anadolu Aleviliğinde de ecdadının soyu ve ismi ile

anılırlar.

 

 

Siz kendi geldiğiniz ocak hakkında bilgi verebilir misiniz? Ocağınız

hangi imama ve /veya evliyaya bağlıdır?

 

 

7. İmam Musa-i Kazım'dan gelen Hünkar'ın baş halifesi olan Seyyid

Cemal Sultan evlatlarındanım.

Dersim'de Nuri Cemal (Derviş Cemal) olarak bilinir.

Dedemiz S. Cemal Sultan'ın türbesi ve mekanı Afyon İhsaniye Döğer

Nahiyesi Tökelçik Mevkii'nde ilk Osmanlı yapısı kesme taş iki kubbeli

bir yapıya sahiptir. Avrupa konseyi doğal ve kültürel varlıkları

koruma envanteri Türkiye Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü J24

c-1 1/25000 Osmanlı XV. Y.Y. Kayıtlı plan ve ceylan derisine yazılı

bilgiler dosyası Afyon Müze Müdürlüğü'nden dosyanın fotokopisi

elimizde mevcuttur. Tarihi 26/12/1985 Saadet Özgündüz müze md. V.

İmzalıdır.

GÖZLEMLER: "Yapı avlu çevresindeki temellerden anlaşıldığına göre bir

zaviye özelliğinde olmalıdır. Bugün bile halk tarafından ziyaret

edilmekte ve hastalar "özellikler karın şişkinliği" için tutunarak

iyileşmektedir. Bu tekkeyle 84 yaşında olduğunu söyleyen İsmail Aytar

adlı kişi ilgilenmektedir. Tekkeye gelip kurban kesilmektedir. Tekke

içinde ve dışında toplam 11 mezar vardır" deniliyor.

Torunu Nuri Cemal (Derviş Cemal)'e gelince; Tunceli Hozat Mezra

köyünde kışın ortasında meşe göğerttiği rivayet ederler. Ancak şunu

unutmamak gerekir; insan hiçbir zaman mezar taşlarıyla övünmemelidir.

Marifet o güzellikleri biz yakalamalıyız.

 

 

Bildiğiniz Alevi Ocakları'nın adlarını söyleyebilir misiniz?

 

Ocakların sayılarındaki artış; sizce nasıl gerçekleşmiştir?

 

Ocakzadeler:

 

Şeyh Ahmet Dede

Ağuçanlar

Derviş Cemaller

Sarı Saltuklar

Baba Mansurlular

Kureyşanlılar

Karca Ahmet Sultanlar

Abdal Musa evlatları

Seyyid Sabun evlatları

Şeyh Sati evlatları

Şeyh Delil Berhacan evlatları

 

Celal Abbas evlatları dersim yöresindekiler.

 

Ocaklar ise;

 

Kızıl Veli evlatları

Nuri dede evlatları

Kara Pirvat evlatları

Şeyh Aziz Mahmut evlatları

Şeyh Hasan evlatları

Şeyh Çoban evlatları

Nuseyri Musa-i Tusi evlatları

Üryan Hızır ocağı

Hızır Abdal ocağı

Cemal Abdal ocağı

Munzur Abdal Ocağı

Yalıncak Abdal Ocağı

Sultan Abdal Ocağı

Sultan Munzur evlatları

Keçeci baba ocağı

Sinemenli Ocağı

Yunus Mukri Köse Süleyman ocağı

Hübyar Ocağı

Seyyid Garip Musa ocağı

Mehmed Abdal Ocağı

Şah İbrahim ocağı

Hasan Dede ocağı

Seyyit Hacı Ali ocağı

Şah Kalender ocağı

Fikri Sinan ocağı

Şah Mahmut Veli ocağı (1)

Bu ocakları yazarken sayıyı daha da arttırabiliriz. Ancak bir gerçeği

de vurgulamak gerekliliğine inanıyorum. O da şu; bu onlar var olmasına

var ama hangi ocak Oniki İmamlar'dan gelip gelmediğini Hakk bilir.

Dileriz ki hepimiz artık görevlerimizin bilincine varır, çağımızın

koşullarına ayak uydurarak, toplumumuzu aydınlığa çıkarırız.

 

 

Kerbela, Matem, Muharrem Orucu'nu ne zaman tutuyorsunuz?

 

 

Ehlibeyt yüceliğini ve sevgisini anlatmaya ne gücümüz yeter, ne de

kalemler. Ancak bu sevgiyi yaşayan bilir. Alevi Bektaşi toplumu da

1400 yıldır Ehlibeyt yüceliğin ve sevgisini acı ve tatlı yönleriyle

yaşayarak bugünlere gelmiştir. İsterseniz gelin bu yüceliği ve sevgiyi

Hz. Peygamber torunu imam Zeynel Abidin'den dinleyelim.

Çünkü onları hiç kimsenin cesaret edip de "Necat Gemisi" Peygamberin

soyu olan Ehlibeyte ne ilim ne de amelde tercih edebileceğini

sanmıyorum.

Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur. "Onların ne önlerine geçin ne

arkalarında kalın, çünkü onların önlerine geçer veya arkalarında

kalırsanız helak olursunuz. Onlara karşı bilgi taslamaya da kalkmayın.

Çünkü onlar sizden bilgilidirler.

 

 

İMAM ZEYNEL ABİDİN

 

Kuran'daki "Ey iman edenler Allah'dan korkun ve sadıklarla beraber

olun" ayetini okuduğunda uzun uzun dua eder ve şöyle der; bazı

kimseler hakkımızı vermekten geri kaldılar. Kuran'ın imaalı ayetlerini

te'vil ederek, kendi fikir ve görüşlerini benimsediler. Oysa Cenabı

Hak "Kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp

ayrılığa düşerek türlü yollara sapanlar gibi olmayın" diye emrediyor.

Ehlibeyt Kuran'da sevgileri farz kılınmış mübarek ağacın dalları

Cenabı Allah her türlü günah ve kötülüklerden uzak tutarak tertemiz

bıraktığı kimseler olarak görmüyor musunuz?

Bu ilahi emirlere uyup sevgi göstermek Alevi Bektaşiler için

ikrarlılıktır.

Kerbela'da Alevi Bektaşinin kanayan bir yarasıdır. Hem de öylesine

kanayan bir yaradır ki tarihe geçmiş kara bir lekedir. İnsanlık var

oldukça da kanayacaktır.

Bu kara leke Hicri 10 Muharrem 61 (miladi 10 Ekim 680) tarihinde

Yezid'in emriyle İbni Ziyad'ın komutasındaki ordunun İmam Hüseyin'i

şehit ettiği gündür. O gün dünya insanlığının en karanlık günüdür.

İnsanlık var oldukça bu acı unutulmayacaktır. Emevi soyunun tarih

sayfasındaki kara lekesi olarak kalacak ve lanetle anılacaktır.

Çünkü 72 Ehlibeyt ve yakınlarının inanmışlarının Kerbela çölünde

acımasızca katledildikleri gündür. Koca fırat suyu bile 12 gün boyunca

Evladı Resül inananlara, Yezid ordusu tarafından yasaklanmıştır.

Suçları ise Kerbela Şehidi Hz. Hüseyin'e biat etmeleri, ikrarından

dönmemeleridir. Ali sevgisi ile gönüllerin dopdolu olmasıydı. Hakkı

hakikati Ehlibeytte görüp, gönül vermeleriydi. Batılı bırakıp hakka

hakikate yönelmeleriydi.

Peki Kerbela Şehidi İmam Hüseyin'in istemi ne idi yoksa İbni Ziyatin

binlerce kişilik zalim ordusuna karşı zafer kazanmak mıydı. Veya

kahraman olmak mıydı?

Bir makam sahibi olmak mıydı?

Yoksa Mekke'ye Medine'ye, Basra'ya, Küffe'ye veya Mısır'a vali olmak

mıydı. Haşa asla dünya malına meyletmemişti. Öyleyse amacı ne

olabilirdi. İşte önemli olanda burası. Kerbela Şehidi İmam Hüseyin'in

amacı Hakk ile batılı birbirinden ayırmaktı. Hakkı batılı karşı

savunmaktı.

İmamet ve velayet hakkına sahip çıkmaktı.

Emevi sermayesine karşı emeğin mücadelesini vermekti. Ezilenin yanında

yer alarak, onları savunmaktı.

O günkü Emevi gericiliğine karşı insanlığı savunmaktı.

İnsanın insana köle olmayacağını, özgür ve barış içinde yaşamasını

sevgi ve hoş görü içinde ayrımsız bir dünyayı hedeflemişti. Çünkü

atası Muhammed Mustafa ve babası Ali'yel Murtaza'nın kendisine

bıraktığı miras bu ilkelerdi.

İmam Ali bir özdeyişinde şöyle buyurmuştu.

"Haksızlığa tepki göstermeyen dilsizse de şeytandır" diye. O zaman

Kerbela bizim için ağlama duvarı olmaktan çıkmalı, acıyı ve göz

yaşlarımızı yüreğimize akıtarak; İmam Hüseyin'in koyduğu ilkeler

doğrultusunda mücadelemizi sürdürmeliyiz. Birlikten, barıştan,

özgürlükten, sevgiden yana haksızlıklara karşı durarak.

Onun içinde 1318 yıldan bu yana Ehlibeyte gönül vermiş ve ikrarlı

Anadolu Alevi Bektaşileri aşure yası mateminde Kerbela şehitlerini 12

gün yası matemini sürdürerek orucunu tutarlar. 12.ci gününde de aşure

çorbasını yapar. Bu orucun temel özelliği su orucudur. 12 gün su

içilmez, hiçbir insanın kalbini kırmak istemez. Hiçbir canlıyı

incitmez kan akıtmaz. Barışçıl, sevgi ve hoşgörüyle davranmak

zorundadır.

Bu nedenlerden ötürü; cumhuriyet rejimi bizim özümüzdür. Çağdaşlık

demokrasi, laiklik, barış ve kardeşlik bizim vazgeçilmez temel

ilkelerimizdir. Evrensel Alevi Bektaşi kültürü din, dil, mezhep, ırk

ve cinsiyet ayrımı yapmaz. Tüm etnik kimlik ve kültürel kimliklerle

birlikte yaşamasını bilir ve arzu eder. Ulusal birlik için kültürel

mücadelesini sürdürür.

 

MUHARREM ORCUNUN KENDİNE ÖZGÜ KURALLARI VARDIR.

Muharrem orucu, kurban bayramının birinci tatil gününden itibaren 20

gün sayılır. O akşam oruca niyet edilerek tutulur. Ertesi sabahtan

itibaren Muharrem orucu başlamış olur. Alevi Bektaşiler oruca

başlarken kendi kültürüne özgü niyet ederler. O niyet gülbangı (duası)

nı okuyarak şöyle niyet ederler.

"Bismi Şah Allah Allah,

erenler himmetine, Er Hak Muhammed Ali'nin aşkına, Hz. İmam Hüseyin

efendimizin susuzluk orucu niyetine, Kerbela'da şehit olanların temiz

ruhlarına ve matem orucuna niyeti Fatıma üz Zehra'nın şefaatine Oniki

İmam, Ondört Masumu Pak efendilerimizin şevkine, Onyedi Kemerbestler

hürmetine hazır gaib gerçek erenlerin yüce himmetleri üzerlerimize

hazır ve nazır ola. Yuh münküre, lanet Yezid'e, rahmet mümine Allah

eyvallah hü" diyerek niyet eder.

Tüm Alevi Bektaşiler Muharrem orucunun birinci gününden, onuncu günü

akşamına kadar su orucu tutarlar. Onuncu gün su orucu biterse de matem

orucu 12 güne kadar devam eder. Muharrem orucunu sade suyla değil tam

oruç olarak da tutanlar çoğunluktadır. Fakat devamlı olarak gece

gündüz 10 gün su içilmez. Sulu gıdalar alınabilir. Yaşlılarımız bu

orucu, (3 gün Masumlara ve Hür Şehide ve karşılamak olmak üzere) 17

gün tam tutarlar.

 
**
 

Röportajı yapan /Ayhan Aydın

 
***
 

Gön: Hüseyin yeşil

14 / 10 /2008