Sende Bu Evlat Acısı, Bende Bu kuyruk Acısı Varken Biz Dost Olamayız.

Bir gün bir adamla bir yılan bir dağbaşında bir mağaranın önünde karşılaşmışlar. Uzun bir sohbetten sonra dost olmuşlar.

 Yılan: Benim yer altında sakladığım altınlarım var ve benim her gün bir tas süte ihtiyacim var,  demiş.

Adam: Benim iki tane ineğim var ve iyi süt veriyorlar.”

Yılan: O zaman sen bana her gün bir  tas süt getirirsin. Ben de sana bir altın veririm. Böylece sen de rahat geçinip gidersin ben de taze süt içerim, diyerek bir anlaşmaya varmışlar.

 Adam her zaman taze sütü yılanın mağrasına götürüyor, yılan da ona her zaman bir altın veriyormuş. Aradan zaman geçip gitmiş. Yılanla adamın bu dostluğu, iki taraf da memnun bir şekilde devam ediyormuş. Derken adam biraz yaşlanmış. Oğlunu yanına çağırmış. Eline taze sağılmış bir tas süt vermiş. Ve ona, şu dağdaki mağrada bir yılan var. O benim dostumdur. bu sütü ona ver  ve o sana bir altın verir. Al gel, demiş ve oğlunu göndermiş.

Çocuk mağraya gitmiş. Biraz beklemiş. Yılan magradan kafasını uzatıp  bakmış. Çocuğa, kim olduğunu,sormuş. Çocuk, babasının yaşlandığını, süt getirmeye kendisini yolladığını ve artık her zaman kendisinin getireceğini,söylemiş. Yılan da sütü almış ve çocuga bir altın vermiş ve geri yollamış.

Aradan zaman geçip giderken çocuk gidip gelmekten sıkılmış. Her zaman sütü mağraya götürmektense, yılanı öldürüp bütün altınlarını alabilirim, düşüncesiyle yola çıkmış. Elinde bir tas süt mağraya giderken, yolda eline bir taş almış. Bu düşüncelerle magraya gitmiş ve yılanın kafası magradan dışarıya çıkarmasını beklemiş. Yılan dışarıya çıkınca çocuk arkasına sakladığı taşı yılanın kafasına doğru atmış. Yılan kendini aniden toparlamış ama, taş yılanın kuyruğuna  denk gelip yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan bu acıyla çocuğa saldırıp onu ısırmış. Çocuk eve doğru kaçmış ve eve zor yetişmiş. Olanları babasına anlatmış ve fazla dayanamayıp yılanın zehirinden can vermiş.

Babası bu duruma çok üzülmüş. Aradan zaman geçtikçe baba oglunun yaptığı hatayı telafi ederim ve yine yılanla dost olurum düsüncesiyle mağaraya yılanı ziyrete gitmiş.

Yılana, benim oğlum hata yaptı. Hatasını canıyla ödedi ama, biz seninle yine eskisi gibi dost kalabiliriz, demiş,

 Yılan da, ogluna üzüldüğünü ama, sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken seninle dost olamayız, demiş.

 Ve dostlukta bitmis..

 ***

Yaşar Yeşil

21.1.2007