Afşin Ağcaşar Sitesi - 2007 Yazıları>>>

subglobal1 link | subglobal1 link | subglobal1 link | subglobal1 link | subglobal1 link | subglobal1 link | subglobal1 link
subglobal2 link | subglobal2 link | subglobal2 link | subglobal2 link | subglobal2 link | subglobal2 link | subglobal2 link
subglobal3 link | subglobal3 link | subglobal3 link | subglobal3 link | subglobal3 link | subglobal3 link | subglobal3 link
subglobal4 link | subglobal4 link | subglobal4 link | subglobal4 link | subglobal4 link | subglobal4 link | subglobal4 link
subglobal5 link | subglobal5 link | subglobal5 link | subglobal5 link | subglobal5 link | subglobal5 link | subglobal5 link
subglobal6 link | subglobal6 link | subglobal6 link | subglobal6 link | subglobal6 link | subglobal6 link | subglobal6 link
subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link | subglobal7 link
subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link | subglobal8 link

Ağcaşar Sitesi Yazarları -2008-

  Erdoğan Yeşil
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

ORDA KİMSE YOK MU?


B
u gidişata dur diyecek kimseler olmayacak mı? Bu güneşin altında Kürtlerin ve Türklerin yaşadığı şu kadim cografya hep kan rengine mi boyanacak?
Her yılın sonbaharında yürekler yeniden bir öncekinden daha şidetli bir bicimde tutuşupta yanmaktan kurtulamıyacak mı?
Bu nasıl bir iştir ki her yıl bu zamanlar sanki bir yerlerden adeta düğmeye basılırcasına şiddetin fitili ateşleniyor.

Nasıl oluyor da bu kadar kan dökme meraklısı siyaset adamlarının başımızda boza pişirmelerine müsade edebiliyoruz?

Birileri bu zati muhteremlere durun ne yapıyorsunuz demeyecek mi?
Tutuklayıp devletin denetiminde olan cezaevine koydukları insanı, devletin görevlileri öldürüyor.
“Adaletin” Bakanı özür dileyerek böbürleniyor. Oysaki demokratik ülkelerde yapılması gereken bu bakanın derhal istifa etmesidir. Ama bizde bunun yerine şimdiye dek olmayan özür dilemek büyük bir lütuf olarak kabul görüyor.

Kadın siyasi mahkumların üzerine adli mahkumları saldırtıp dövdürüyorlar. Bakan bu durumu inkar edebiliyor.
Cünkü o kadinlar siyasal tutsaklar, potansiyel düşman oldukları için bunlara karşı her türlü davranış mübahtır anlayışı hakimdir de ondan ses çıkarılmıyor.

Hükümetin her türlü hırsızlığı ve yolsuzluğu orta yere döküldü. Almanya’daki (Deniz Feneri mahkemesi) mahkeme sonucu tamamen köşeye sıkıştığı bir dönemde, baş vurdugu yöntem hiç de yabana atılacak bir yöntem değil.

Dikkat edilirse dokuz yıldır İmralı adasında tek başına bir hücrede tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’a yönellik saldırılar bu dönem ayuka çıkarıdı.
Bu konuda Kürtlerin hassasiyeti bilindiği için saldırıların dozajı artırıldı ki, hükümetin aleyhine olan gündem yeniden saptırılsın ve yeni Genelkurmay başkanının olası karşı çıkışları dizginlensin ve milli mutabakat saglansın diye A. Öcalan’a saldırmak gerekiyordu ve bunu yaparak gündemi yeniden kendi lehlerine döndürmeyi sağladılar.

Bilindiği gib İlker Başbuğ görevi devralır almaz hemen Ergenkon davası sanığı olarak tutuklu bulunan emekli generalleri, hem de Genelkurmay adına ziyaret ederek şu mesaji vermişti, “Fazla ileri gitmeyin biz buradayız, gerekirse yumruğumuzu masaya indiririz. Öyle AB ye falan da güvenmeyin.
Yok 12 Eylülcü generaller yargılansin, bilmem kimlerden hesap sorulsun gibi çıkışlar sabrımızı taşırıyor ona göre daha fazla bizi zorlamayın.” demek istediler.

Hükümet tam da bu çıkışa karşı süt dökmüş kedi gibi pusarken birden Aktütün karakolu saldırısı imdadına yetişti.
Yeniden milliyetçi dalga yükseltildi. Ülkenin değişik yerlerinde Kürtlere karşı ırkçı faşist gürühun saldırıları arttı. Ülkede linç havası estirildi.
“Öldürülen her askerimize karşi bir DTP’linin canı alınmalı diyen ırkçı faşist gazete ve yazarına yerel mahkemeden sonra Yargıtay da “düşünce özgürlüğü kapsamında bir açıklama diyerek beraat edilmeli” demiştir.
Bakın şu ülkeye, şu Hukuk sistemine sayın seyirciler. Adam açık açık hedef gösteriyor gidip öldürmek gerek diyerek gazetede kendisine ayrılan köşesinde çağrıda bulunuyor, onu tutuklayıp cezaevine koyması gereken Adalet düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirerek sucu işlemesine yardımcı oluyor.

Diğer yandan 12 Eylül bu ülkede hem Kürtlere hem de Türkelere karşı siyasal ve kültürel yönde soykırıma yol açmıştır diyen Ahmet Türk’e jet hızıyla soruşturma açıyor.
Peki yalan mı? Evet, bu ülkede 12 Eylül rejimi Türklere, Kürtlere ve diğer azınlıklara karşı siyasal, kültürel, ekonomik ve daha birçok yönüyle soykırımlara yol açmıştır.
Bu durum hâlâ devam etmektedir. 82 anayasası adeta kutsal bir metin derecesine indirgenmiştir.
Bu Anayasadan kaynaklı birçok sorun kangirenleşmiş, bir türlü çözülemiyor.
Bugünkü sorunların tamamına yakın bu dönemden kaynaklı sorunlardır. Bunu inkar edecek bir tek aklı başında insan bulana aşkolsun.

CHP Genel başkanı Baykal Diyarbakır’da ve diğer illerde demokratik tepkisini gösteren kitlelere yönellik polisin acımasız saldırısı sonucu öldürülen bir gencin neden öldürüldüğünü soracağına, adeta neden daha çok öldürmediniz dercesine Taksim’de işçiye karşı kullanılan şiddet neden Kürtlere karşı kullanılmadı diyerek sözde işçiyi de koruyormuş gibi gözükmeye çalışıyor.
Aşkolsun Baykal’a daha nasıl saldırsınlar? Ölümden öte varmı? “Bir kişi yetmez daha çok ölü istiyorum” demek istiyor herhal de Aslan Sosyal Demokrat Başkan.

Artık bu ülkede çocukların ölmesine son verecek bir yönetime ihtiyaç var.
Vatan sağ olsun nutukları atanlar.
Sizler hiç evladinızı kaybettiniz mi?
Bu vatan kardeş kanı dökülerek nasıl kurtuluyor?
Kimlere karşı, kim için kurtarılıyor?.
Adamın dilini konuşması, türküsünü söylemesi, kimin zararına?
Ben Kürdüm benim de bir dilim var, bu dilimle okulda okuyup yazmak istiyorum demesi,
vatanı nasıl bölüyor?
Sizler bu vatanın evlatlarını kendi haline bırakın bakalım. Göreceksiniz ki onlar bu sorunu çok rahat bir bicimde çözecekler.
Bu ülkenin halklarını düğün bayram havasında huzura kavuşturacaklar.
Hem de bu topraklarda var olan bütün halkların renklerinin buluştuğu, bayram yerinde ortak türkülerin yükseldiğini dünya alem görüp imrenecek.
“Yeterki siz gölge etmeyin başka ihsan istemez”
Artık duyun ey ülkesini ve insanını seven aklı selim yurtseverler, önümüzdeki yerel seçimlerde bu kan dökmekten başka bir çözüm üretemeyen politika bezirganlarından hesap soralım.
Bizim kanımız üzerinde nemalanan bu şişik göbekli sahtekarlara dur demenin zamanı çoktan gelmiş ve geçiyor.


***
Erdoğan Yeşil
29.10.2008



 

 

   
   
| ©2008 afsinagcasar.com