![]() |
|
| ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ |
Nostaljik Bir Sohbet ve Trajedik Gerçeklerimiz
Aleviler ve Kürtler konuşulmaya başlandığında çok şeyler söylenir. Hem Aleviler, hem de Kürtler kendilerine ilişkin ve hem de başkaları bunlarla ilgili olarak konuşurlar. Konuşulup aydınlanması ve açıklanıp izaha kavuşturulması gereken o kadar çok şey var ki.
Bir sonbahar akşamı -12.10.2008- Tv haberlerini izlerken Alevilerle ilgili bir haber ilgimi çekti. Bu haberin baş aktörü Köylüm, İlk Okul arkadaşım, Kivrem Salman Amcanın oğlu ve altmışlı yılların sonlarında ve yetmişli yılların başında Türkiye Halklarının insanca, özgürce yaşaması için yola çıktığımız eski bir tanıdık Yusuf Altun’du ve yeni ismiyle Fermani Altun’du.
Biraz gerilere gitmek isterim.
Ellili yıllarn sonunda köyümüzde ilk kurulan Türkçe (O zaman ilk Okula başlıyanların hiçbirisi Türkçe bilmiyordu ve Fermani de bunların içerisindeydi) eğitim yapan İlk okulu birlikde bitirdik.
Altmşlı yllların başında Afşin Orta okuluna devam ve ikinci yarısında yollarımız ayrıldı...
O Diyarbakır Sağlık Kolleji’ne ve ben ise Maraş Lisesi’ne....
Yetmişli Yılların ilk başında ben Almanya’da o da Türkiye’de sol saflarda mücadelesine devam etti...
O da 12 Mart cuntasının bir Kurbanı olarak Almanya’ya gelmişti....
Yetmişli yılların ilk yarısında Almanya’da tekrardan yollarımız kesişti! Berlin Teknik Üniversitesi’nin bir salonunda bir konser vardi. Tam olarak hatırlamıyorum ama Ruhi Su veya Mahsuni de bu geceye katılmışlardı. Fermani de bu geceye katılanlar arasındaydı. O dönem sol cepheden pek ayrışmalar olmadığından dolayı da bu gece tüm sol görüşlü insanların birlikte yaptıkları bir Konserdi.
Yetmişli yılların ortasında Türkiye’de çıkarılan genel bir aftan dolayı tekrardan yurda dönmüştü. Siyaset ile ugraştığın duyuyordum. Ben ise tanıştığım bazı Kürt Öğrencilerle Berlin’de Kürt Öğrenci birliği çatısı altında mücadeleme devam ettim. O zaman bizler Sosyalizme karşı olduğumuz ve Halkların birliğine sekter davrandıgımız öne sürülerek tüm Türk solu tarafından eleştiriliyorduk. Bu konu yazımın kapasamında olmadığından dolayı ayrıntılarına başka bir yazımda devam edeceğim.
Beni şaşırtan ve trajik olan şudur; Yirmi birinci yüzyılda uzun bir mücadele süreci sonunda birçok şeyin değiştigine inandığımız bir sürede bu tablo neyin nesidir. Şeyhlerin, Pirlerin, Ağaların, Seyitlerin, Beylerin, Liderlerin, Önderlerin ellerinin öpüldüğü bu cografyada Demokratik ve özgür ilişkilerin kitleler tarafından özümsenmesi için mücadele ederken, bu tablolara ne demeliyiz veya nasıl bir anlam vermeliyiz. El öpenlerini kayıp eden Aleviler pişman mı olmuşlardı? Veya tekrardan elleri öpülmesi gereken birilerine ihtiyaçları mı vardı? Bu süreçten tekrardan birilerinin ellerinin öpülmesi ve birileri de el öpmek için birilerine görev mi verilmişti?
Ve onunla, bu yaz kendisini ziyaretime kadar yolarımız hiç kesişmedi! (Yusuf Altun)
Farklı çephelerde olduğumuzu ve dünyaya çok farklı pencerelerden baktığımızı biliyordum. Buna rağmen eski bir tanıdığımı ziyaret etmek benim özlemlerim arasındadır. Ama bu ziyeretler bazen insanı hayal kırıklığına da uğratabliyor. Ama ben fazla hayal kırıklığına uğraramamak için Eski Dostu ziyaretimde hep onu dinledim. Bekledim ki o bana ne yaptığımı ve bu dünyada olup bitinler hakkında ne düşündüğümü sorsun? (Burda şunu söylemekten de geçemiyeceğim. Bir dost bir dostu karşılarken yapılması gerekenin en güzelini yaptığını da söylemeden geçemiyeceğim.) Benim ne düşündüğüm konusunda soru sormamasına da fazla şaşırmadım. O da benim nasıl bir dünya görüşüne sahib olduğumu az çok bildigini sanıyorum.
Birkaç soru sormadan da geçemiyeceğim bu tandığa.
Vakfınızın ismi neden Alevi-Vakfı değil de ? Dünya Ehli-Beyt Vakfı’dır?
Bu Akademide eğitilecek 120 dede nasıl bir eğitim alacaklar?
1200 yılları sonlarında secere olarak bazı Alevi aşiretlerine verilen belgelere benzer belgeler verilecek mi? Ve burada mezun olan öğerenciler Dede sıfatıyla mı yoksa başka bir sıfatla mı görevlerini yapacaklar?
Ve bunlar hangi dini inanç temelinde eğitim alacaklar?
Tüm bu yapılanlar önemsiz bir ayrıntı olarak görülmemelidir. Alevileri büyük açmazlarla karşı karşıya getiren bir zihniyeti anlatan karelerden bazılarıdır bunlar. Bunun bir gün aşılacağına hep inandım ve gelişmelerin öyle olacağını düşünüyorum. Aleviler adına her türlü karar ve yetkiyi kullanma, her sözü söyleme hakkını kendinde görenler unutmasınlar ki, günü geldiğinde bugün el öpmek için sıraya girenler hesap için yakanıza yapışacak kadar aydınlanacak ve gerçekleri göreceklerdir. Her şeyin başına demokrasi ve kardeşlik kavramlarını koyarak, ama gerçek yaşamda bu sıkça kullanılan kavramların birer kandırmadan başka bir şey olmadıgını bu halklar ve değişik inançtan olan insanlar bir gün mutlaka öğreneceklerdir.
Yine de Alevice ellerinizi öpenler bol olsun diyorum Eski Dost Fermani!
Sevgi ve Saygılar
***
G. Arslan
31.10.2008
Berlin
