ÇOCUKLAR VE SOKAK ÇOCUKLARI

Araştırmalar ve UNICEF’ten  elde edilen tahminlere göre Dünyada;

•         800 milyon çocuk kötü beslenmektedir.

•         Dünyada her gün 30 binden fazla, yani her 3 saniyede 1 çocuk önlenebilir nedenlerden dolayı ölmektedir. Sadece son 10 yılda savaşlar nedeni ile 2 milyon çocuk ölmüştür.

•         Dünyada 300 milyon çocuk evsiz yaşamaktadır. Savaşlar nedeni ile 12 milyon evsiz çocuk ve 7 milyon mülteci çocuk bulunmaktadır.

•         140 milyon çocuk ilkokula gitmemektedir.

•         5-14 yaş grubunda 150 milyonu sağlıksız ve ağır işlerde olmak üzere 270 milyon çocuk çalışmaktadır.

•         80 milyon çocuk terkedilmiş durumdadır.

•         Fuhuşa itilen en az 2 milyon çocuk bulunmaktadır.

•         Sadece Romanya’da bugün uyuşturucu bağımlısı 100 bin çocuk bulunmaktadır.

•         Yalnız Brezilya’nın Rio’de Bazerio şehrinde 5 bin çocuk sokakta uyuşturucu satmaktadır.

•         2010 yılında 1 milyon çocuk AİDS olma tehlikesi altındadır.

Türkiye’de;

•               Her gün ortalama 107 çocuk ölmektedir.

•               9 milyon 300 bin çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.

•               Her üç çocuktan biride beslenme yetersizliği bulunmaktadır.

•               Yaklaşık 500 bin sokak çocuğu veya sokakta çalışan genç bulunmaktadır.

•               700 bin korunmaya muhtaç çocuk bulunmaktadır.

•               7-18 yaş arasında 8 milyon çocuk okula gitmemektedir.

•               Çocukların % 72 sinin ana-baba ,%22 si öğretmen tarafından şiddete maruz kalmaktadır.

 

Dünya çapında başlatılan “Çocuklar İçin Evet Deyin” çocuk hareketi 10 zorunlu eylem önermektedir.

  1. Hiçbir çocuğu dışlamamak,
  2. Öncelikleri çocuğa vermek,
  3. Her çocuğa bakım sağlamak.
  4. AIDS’e karşı savaş açmak,
  5. Çocuklara zarar verilmesini ve çocuk istismarını sona erdirmek,
  6. Çocukları dinlemek,
  7. Her çocuğun eğitim almasını sağlamak,
  8. Çocukları savaştan korumak,
  9. Çocuklar için dünyayı korumak,
  10. Yoksullukla savaşmak ve çocuklara yatırım yapmak,

Bize düşen çocuklarımız için bu hareketi desteklemek ve gerekeni yapmaktır.

SOKAK ÇOCUKLARI

Sokak çocuğu ilişkin çeşitli tanımlar yapılmakla birlikte, Avrupa Konseyi Sokak Çocukları Çalışma Grubunun da benimsediği tanıma göre sokak çocuğu “18 yaşın altında bulunan ve kısa/uzun süredir sokak ortamında yaşayan, oradan oraya başıboş mayın gibi dolaşan, kendi arkadaş grupları arasında ve sokakta ilişkilerini sürdüren, ana-baba, öğretmen, sosyal hizmet uzmanı gibi kendilerinden sorumlu yetişkinlerle ya çok az ilişkisi olan veya hiç ilişkisi olmayan çocuktur”. Bu durumda sokak çocukları; sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuklar olmak üzere iki temel gruba ayrılmaktadır.

Sokakta yaşayan çocuklar:  24 saat sokakta yaşayan, ailesiyle ilişkileri kopuk olup geçimini sokaktan sağlayan, zaman zaman suça bulaşıp, zaman zaman tiner bali gibi uçucu maddeler kullanan ya da bunlara gereksinim duyan, sokağın özgür ortamını mekan edinen çocuklardır. Bu çocukların  aile , okul, çocuk  kurumları  gibi  kendine karşı sorumluluğu olan kişi ya da kurumlarla hemen hemen hiç ilişkileri yoktur. Evden kaçmış, aile ve toplumla bağları kopmuş olan bu çocuklar gruplar halinde, kendilerine özgü kurallarıyla köprü altında yaşamaktadırlar. Bu çocuklar sokakta, şiddet, fiziksel ve cinsel istismar, başkaları tarafından suça zorlanmak, yanma-yaralanma, kronik-tehlikeli bulaşıcı hastalıklara yakalanmak, kaçırılma, öldürülme gibi tehlikelerle iç içe yaşamaktadırlar. Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acıyı hissetmemek, soğuğa dayanabilmek, yaşadığı zorluklara karşı kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek, halüsinasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek, utanma duygularını yok ettiği için rahatlıkla başkalarından yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar.

Sokakta çalışan çocuklar: Ailesinin geçimine katkıda bulunmak yada kendi masraflarını karşılamak için günün belli bir bölümünde sokakta çalışan çocuklardır. Mendil, sakız, su, kart satanlar, ayakkabı boyacılığı yapanlar, kırmızı ışıkta araba camı silenler, sabit noktalarda dilencilik yapanlar buna örnektir. Genelde tiner, bali ve benzeri madde bağımlılıkları yoktur. Bu çocukların aile ilişkileri bir şekilde sürmektedir. Sokakta çalışan çocuklar okula devam edemedikleri gibi, sigaraya- uyuşturucuya alışma, kolay yoldan para kazanma, suça yönelme, dışlanma, aşağılanma, şiddet gibi tehlikelere de maruz kalmakta, sokakta yaşayan bir konuma gelebilmektedirler.

Çocukları sokağa iten nedenlerden en önemlisi kırdan kente yaşanan hızlı göç ve göç eden ailelerinde çocuk sayılarının fazla olması nedeni ile aile geçiminin sağlanması amacıyla çocukların işgücünde çalıştırılmalarıdır. Bu çocukların yaptıkları iş sokaklarda yapılan satıcılık, ayakkabı boyacılığı, dilencilik türünde işlerdir. Çocuklar sokaklarda bir yanda bu işleri yaparken diğer yandan da sokaklardaki olumsuz davranış biçimlerini öğrenip bunları yaşamlarına yansıtma yoluna gitmektedirler. Çocukların sokağa itilmesinin diğer önemli bir nedeni ise çocukların ailede ihmal ve istismar edilmesidir. Yapılan gözlemler, çocuklarını istismar eden ile etmeyen ailelerdeki sosyal davranış ve etkileşimin farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Ailede istismar ve ihmal edilen çocukların anne ve babalarına güvenmedikleri, özellikle fiziksel ve cinsel istismara uğrayan çocukların evlerinden kaçıp sokaklarda yaşamayı tercih ettikleri ortaya çıkmaktadır. Çok yaygın olmamakla birlikte çocukların sokağa iten diğer bir etkende, çocuk ve ergenlerin kendi gelişim dönemlerinin özellikleri ve kitle iletişim araçlarının etkisiyle çoğu zaman macera yaşamak istemeleridir.    

Sokakta yaşayan çocukların evleri sokaklar çatıları da gökyüzüdür. Önceleri masum bir şekilde sokaklarda özgürce yaşadıklarını sanırlar. Oysaki sonra sokaklarda yaşamak için hırsızlık, uyuşturucu kuryeliği, yaralama, gasp çetelerinin üyesi olmaktan başka şansları yoktur. Çocukluk yaşlarında oyun oynamak, okul gitmek, gülmek yerine kavga, dövüş, hırsızlık yapmaktadırlar. Oyunu düşlemek, dünyayı unutup özlenen güzellikleri hayal etmek için tek çıkar yolları tiner koklamaktır. Onlarda diğer akranları gibi okula gitmeli, oyun oynamalı, evleri, dostları ve aileleri olmalıdır. Bu çocuklara karşı bazı sorumluluklarımızın ve yapabilecek bir şeylerimizin olması gerekir. Yapabileceklerimiz bireysel olarak tek tek çocuklara yardımcı olmakla başlayarak, aynı amaçla hizmet veren kişilerin birlikte oluşturdukları sivil organizasyonlar şeklinde olabilir. Bu çocuklarımız için yapmamız gereken en güzel şey onların çocukluklarını yaşamalarını sağlamaktır.

 

Çocukları Sahipsiz Bir Toplumun Geleceği de Tehlike Altındadır.

 ***

Şengül ARSLAN (BÜYÜKGÜL)